Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yurt Dışı Müteahhitlik Hizmetleri Başarı Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, Türk müteahhitlik sektörünün küresel başarılarını öne çıkarırken, Türkiye ekonomisinin rekorlarla dolu bir yıl yaşadığını ve dış politikadaki vicdanlı duruşu sayesinde ülkenin önünde yeni fırsat kapılarının aralandığını müjdeledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yurt Dışı Müteahhitlik Hizmetleri Başarı Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmayla adeta bir destan yazdı. Türk müteahhitlik ve teknik müşavirlik sektörünün, Türkiye’nin uluslararası arenadaki en parlak başarı hikayelerinden biri olduğunu gururla dile getirdi. Sektör temsilcilerini birer birer tebrik ederken, dünyanın dört bir yanındaki projeleriyle ülkemizin adını zirveye taşıdıklarını vurguladı.
Erdoğan, Türk inşaat sektörünün 1972’den beri süregelen yurt dışı serüveninde bugün gelinen noktanın göğüs kabartıcı olduğunu ifade etti. “Şimdiye kadar, yüzde 90’ı bizim iktidarımız döneminde olmak üzere, dünyanın 138 ülkesinde tam 12 bin 816 proje kapsamında 557 milyar dolardan fazla iş üstlendik” sözleriyle çarpıcı verileri paylaştı. Küresel ekonomideki fırtınalara rağmen bu ivmeyi kararlılıkla sürdürdüklerinin altını çizdi.
Türk müteahhitlerinin sadece binalar dikmediğini, aynı zamanda Türkiye’nin mühendislik dehasını ve iş kültürünü dünyaya taşıdığını belirten Erdoğan, “Firmalarımızın iş disiplini, örnek iş ahlakı ve kaliteye olan adanmışlığı, onları küresel ölçekte aranılan iş ortakları haline getirdi. Son yıllarda gerçekleştirdikleri projelerle Türk inşaat şirketleri, dünyanın en prestijli firmaları arasında sarsılmaz bir yer edindi” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sektörün güvenilirliğini tescilleyen önemli bir detaya daha değindi: “ENR dergisinin hazırladığı, dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhitlik firması listesinde firma sayısı itibarıyla dünyada ikinci sıraya yükseldik! Geçen yıl 43 firmamız varken, bu yıl tam 45 firmayla temsil edildik. Daha da dikkat çekicisi, ilk 100 firma arasına 8 Türk firması girdi, hatta bunlardan ikisi ilk 50’de yer almayı başardı.”
Sadece inşaat değil, mühendislik ve tasarım alanında da şirketlerimizin büyük ilerleme kaydettiğini aktaran Erdoğan, “Teknik müşavirlik firmalarımız, bugüne kadar 138 farklı ülkede 3 bin 127 proje üstlendi. Bu projelerin toplam büyüklüğü 3,7 milyar doları aştı. ENR’nin ilk 225 tasarım ve mühendislik şirketini sıraladığı listede, bu sene de 8 şirketimiz yer aldı. Şirket sayısı bakımından ülkemiz, geçen yıla göre bir sıra yükselerek dünyada 6. sıraya yerleşti” ifadelerini kullandı. Bu gurur tablosu için tüm teknik müşavirlik firmalarını tebrik eden Erdoğan, gelecekte daha büyük başarılara imza atacaklarına olan inancını dile getirdi.
Türk müteahhitlerinin küresel arenadaki bu eşsiz başarılarının, mevcut ekonomik konjonktürde çok daha derin bir anlam taşıdığını vurgulayan Erdoğan, son 4-5 yıldır dünya ekonomisinin ciddi sınavlar verdiğini belirtti. “Koronavirüs salgınının artçı sarsıntıları henüz dinmeden, tedarik zincirindeki kırılmalar tamir olmadan bir de sıcak çatışmalar ve ticaret savaşları eklendi. Çevremize baktığımızda kuzeyden güneye adeta bir yangın yeriyle çevrili olduğumuzu görebiliriz” diyerek küresel durumu özetledi.
Ancak bu zorlu tabloda Türkiye’nin farklı bir profil çizdiğini belirten Erdoğan, “2025 yılı, küresel ölçekte belirsizliklerin arttığı, jeopolitik risklerin, korumacı ticaret politikalarının ve zayıflayan dış talebin dünya ekonomisini kasıp kavurduğu bir dönem olarak kayıtlara geçti. İşte bu ezber bozan dönemde, Türkiye ekonomisi dikkat çekici bir performans sergiledi!” sözleriyle ülkenin direncine dikkat çekti.
2025 yılının, ekonomik hedeflere büyük ölçüde ulaşılan, dengelerin yerine oturduğu, enflasyonla mücadelede önemli kazanımların elde edildiği bir yıl olduğunu ifade eden Erdoğan, bilhassa ihracat ve turizmde tarihi rekorlar kırıldığını müjdeledi: “Enflasyon, yüzde 30,89’la son 49 ayın en düşük seviyesine geriledi. Merkez Bankası rezervlerimiz tarihimizde ilk defa 200 milyar dolar bandını aşarak 205 milyar 177 milyon dolara yükseldi! 2002’de 27,5 milyar dolardan devraldığımız rezervlerimizi katladık.”
İstihdamda da aynı olumlu tablonun görüldüğünü belirten Cumhurbaşkanı, işsizlik oranının son 31 aydır tek haneli seyrini koruduğunu söyledi. “Yatırım, üretim, istihdam ve ihracat odaklı büyüme stratejimizin olumlu yansımalarına pek çok alanda şahit oluyoruz” dedi.
Ekonomideki bu sağlam duruşun ticaret performansına da yansıdığını ifade eden Erdoğan, “Küresel talebin zayıfladığı ve korumacılığın arttığı 2025 yılında, Türkiye, üretim gücünü ve rekabetçiliğini koruyarak mal ihracatında 273,4 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı! Bir önceki yıla kıyasla net 11,7 milyar dolar artış yakaladık” dedi.
Hizmetler ihracatında da hedeflerin aşıldığını belirten Erdoğan, “2024’te 115 milyar dolar olan hedefimizi 117,2 milyar dolarla geride bırakmıştık. 2025 yılında ise 121 milyar dolarlık hedefimize daha eylül ayında ulaştık. İnşallah 122,5 milyar doları aşacağız” müjdesini verdi. Lojistikten turizme, bilişimden dizi ve film yapımcılığına, eğitimden sağlık turizmine kadar tüm hizmet ihracatçılarını yürekten kutladı.
Toplam mal ve hizmet ihracatı hedeflerini de aşmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, “Geçtiğimiz sene 2025 yılı için 390 milyar dolar hedefi paylaşmıştım. Bugün Bakanlığımızın tahminlerine göre 396,5 milyar dolarla bu hedefi de aştığımızı görmekten mutluluk duyuyorum. Bu başarıda emeği geçen tüm paydaşlarımıza, ihracatçılarımıza, üreticilerimize, yurt dışı müteahhitlik ve teknik müşavirlik sektöründeki tüm firmalarımıza ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum” dedi.
Tüm bu başarıların bir el birliğiyle, büyük bir emek ve gayretle kazanıldığını vurgulayan Cumhurbaşkanı, “Enflasyon düştükçe, mali disiplini sürdürdükçe, cari fazlaya doğru emin adımlarla ilerledikçe ve en önemlisi reformlarımızı hayata geçirdikçe Türkiye, benzer ekonomilerden kalıcı biçimde pozitif yönde ayrışacaktır” öngörüsünde bulundu. Bu büyümenin, sadece belirli kesimlerle sınırlı kalmayıp 86 milyonun refahına doğrudan yansıyacağının altını çizdi.
Erdoğan, yakalanan bu ivmenin ardında 23 yıllık büyük bir çabanın, paradigma değiştiren hamlelerin yattığını belirtti. “Sadece ekonomide değil; siyasi alanda, uluslararası ilişkiler alanında da ciddi ilerlemeler kaydettik. Ülkemiz içinde istikrar ve güveni pekiştirirken, dışarıda 360 derecelik geniş bir vizyonla tüm dünyaya ulaştık” diyerek dış politikanın önemine vurgu yaptı.
Şimdi ise emeklerin, çabaların, fedakarlık ve sabrın meyvelerini toplama dönemine girildiğini müjdeleyen Erdoğan, “Türkiye’nin önünde yeni kapılar açılıyor, yeni fırsat pencereleri aralanıyor” dedi. Özellikle dış politikadaki ilkeli duruşun bereketine dikkat çekerek şunları söyledi: “Gazze’de mazlumlara sahip çıkmamızın, Suriye’de 13,5 yıl boyunca kardeşlerimize kucak açmamızın, küresel siyasette ilkeli, onurlu, vicdanlı bir duruş sergilememizin bereketini inşallah ziyadesiyle göreceğiz.”
Özellikle Suriye’nin istikrara ve güvene kavuştukça, bunun olumlu etkilerinin başta Türkiye olmak üzere tüm komşu ülkeler tarafından doğrudan hissedileceğini ifade eden Erdoğan, “Ticaret hızlanacak, yatırımlar artacak, turizm gelişecek. İnşallah Suriye’nin tamamında, bilhassa da eski rejimin varil bombalarıyla enkaza çevirdiği yerleşim yerlerinde büyük bir inşa ve ihya seferberliği başlayacak” dedi.
1 milyona yakın Suriyelinin hayatına mal olan zulmün etkileri silindikçe, Türkiye’nin destekleriyle Suriye yaralarını sarıp yeniden ayağa kalktıkça bölgede farklı rüzgarların eseceğinin altını çizdi. “İşte 8 Aralık devriminin üzerinden henüz 1 yıl geçmişken Suriye’de daha önce hayal dahi edilemeyen adımlar atıldı” diyerek önemli bir dönüm noktasına işaret etti.
Ekonomik yaptırımların kalktığını, eski rejim döneminde çöken devlet sisteminin toparlandığını ve Suriye ekonomisinin uluslararası sisteme entegrasyon sürecini başlattığını kaydeden Erdoğan, “600 bini ülkemizden olmak üzere milyonlarca Suriyeli muhacir vatanlarına geri döndü” bilgisini verdi.
Sosyal ve siyasal alanda da umut veren gelişmeler yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı, “Cumhurbaşkanı Şara’nın yayımladığı son kararname ile Esed rejiminde vatandaş bile sayılmayan Kürt kardeşlerimizin temel haklarının güvence altına alındığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz” dedi. Bu topyekün kalkınma seferberliğinin, terör örgütlerinin işgali altındaki bölgelerde de yankı bulacağına inancını ifade etti. “Suriye halkının refahı için harcanması gereken kaynaklar artık yer altında tünel yapmaya değil, yer üstünde okul, hastane, fırın, fabrika, yol yapmaya harcanacak” sözleriyle geleceğe dair umut verdi.
Erdoğan, herkesin görmesi ve kabullenmesi gereken bir gerçeğe dikkat çekti: “Suriyeli kardeşlerimiz çatışmalardan, yıkımlardan bunalmış durumda. Suriye halkı barış istiyor, huzur istiyor. Arabıyla, Türkmeniyle, Kürdüyle, Nusayrisiyle kardeşçe yan yana yaşamak istiyor. Yıllardır çatışmaların bütün yükünü omuzlarında taşıyan Suriyeli çocuklar artık silah ve bomba sesi duymak istemiyor.”
Kimsenin Suriye halkına yeni bedeller ödetmeye hakkı olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı, “Terörün, şiddetin, silahın raf ömrü doldu. Bilhassa 14-15 yaşındaki çocukları öne sürüp onların kanı ve canı üzerinden netice alma imkanı kalmadı. Devlet içinde devlet olmaz. Ayrı silahlı güç olmaz. Paralel ordu olmaz. Varılan anlaşmanın ruhuna uygun şekilde meseleyi suhuletle çözmek yegane çıkış yoludur. Bu konuda aklıselimin, hırsa ve ihtirasa galip gelmesini istiyoruz” diyerek net bir mesaj verdi.
Bilhassa Kürt vatandaşlarına seslenen Erdoğan, “Bizim ezeli ve ebedi kardeşliğimize darbe vurmayı, aramıza nifak sokmayı amaçlayan oyunlara gelmeyin. İstismarcılara prim vermeyin. Fitneyi, fesadı, ayrışmayı, nefreti körüklemeye çalışanlara lütfen itibar etmeyin” çağrısında bulundu.
Türkiye Cumhuriyeti’nin 86 milyon vatandaşıyla birlikte, kendisine yönünü dönmüş milyonların da en güvenli sığınağı, yuvası ve güvencesi olduğunu belirten Erdoğan, “Bu devlet, adını duyunca gözleri umutla parıldayan herkesin devletidir. Türkiye sadece sınırlarının ötesinde değil, dünyanın hiçbir yerinde dost ve kardeşlerinin sıkıntı çekmesine kayıtsız kalmaz, seyirci kalmaz” dedi.
Tarih boyunca ihtiyaç sahiplerini ayrım yapmadan bağrına basan bir millet olduğumuzu hatırlatan Cumhurbaşkanı, Suriye hükümetiyle yakın işbirliği içinde insani yardım taleplerini karşıladıklarını belirtti. AFAD, Kızılay ve diğer yardım kuruluşlarının Suriye’nin kuzeyine destek ulaştırdığını, Cumhurbaşkanı Şara’nın da bu konuda büyük hassasiyet gösterdiğini ifade etti. “Kimsenin zarar görmemesi, daha fazla kan akmadan meselenin çözülmesi için son derece sağduyulu bir yol izleniyor. Türkiye olarak bunu son derece kıymetli buluyoruz” dedi.
Erdoğan, geçmiş hatalara dikkat çekerek, “İki yanlış bir doğru etmeyeceği gibi üç yanlış da bir doğru etmez. Biliyorsunuz Suriye’de 10 Mart mutabakatına uyulmayarak büyük bir hata yapıldı. 4 Ocak’taki görüşmeler sonuçsuz bırakılarak bir diğer yanlışa imza atıldı. 18 Ocak’ta tesis edilen ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının hayata geçirilmesini bu bakımdan çok ama çok önemsiyoruz” dedi.
“Aklın yolu, vicdanın yolu birdir. Suriye için en doğru yol da bellidir. Aynı hataları, aynı yanlışları tekrarlayarak hiçbir yere varılamayacağını herkesin görmesini arzu ve temenni ediyorum. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin” sözleriyle konuşmasını tamamlayan Erdoğan, ödül alan ve almayan tüm müteahhitleri tebrik ederek Türkiye Müteahhitler Birliği’ne teşekkürlerini sundu.
Halk Gazetesi, ülke gündemini objektif ve tarafsız bir bakış açısıyla takipçilerine ulaştırmayı amaçlayan, dijital haber platformudur. Okurlarına doğru, hızlı ve güvenilir bilgi sunma ilkesiyle, şeffaf ve sorumlu gazetecilik anlayışını benimsiyoruz.