İletişim Başkanı Burhanettin Duran, dijital dünyanın sunduğu fırsatlar kadar taşıdığı risklere de dikkat çekerek, sanal hayatın etik, güvenlik ve sorumluluk üçgeninde yönetilmesi gerektiğini vurguladı. Özellikle oyun içerik denetimleri ve yasal düzenlemelerin önemine değinerek, güvenli bir dijital gelecek için ortak sorumluluk çağrısı yaptı.
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, “Sosyal Medyada Sorumluluk, Özgürlük ve Güvenlik Paneli”nde önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasında, artık fiziki yaşamımız kadar yoğun bir dijital hayatımız olduğunu ve bu iki paralel evren arasındaki denge arayışının kritik olduğunu belirtti.
Duran, “Normal hayatımızda mı, yoksa dijital alemde mi daha çok zaman harcıyoruz? Bu soruyu farklı şekillerde yaşayan milyonlarca insan var” diyerek konunun güncelliğine işaret etti. Sanal ortamın, biz orada olmasak bile işlediğini, büyük şirketlerin verilerimizi toplayarak üzerimizde çeşitli işlemler yaptığını vurguladı. Bu durum, özgürlük ve güvenlik dengesinde, ortak sorumlulukla yönetilmesi gereken bir fırsatlar ve riskler dünyasında olduğumuzu gözler önüne seriyor.
Yeni teknolojiler ve dijitalleşmenin sunduğu ışıltılı fırsatların bilincinde olduklarını ifade eden Duran, yapay zekâ dahil pek çok alanda gerçekleşen devrimlerin insan hayatını kolaylaştırdığını ve farklı tecrübeler edinimine olanak tanıdığını dile getirdi. Ancak bu sınırsız etkileşim imkanının aynı zamanda mahremiyet, bilgi kimliği, dezenformasyon ve toplumsal kutuplaşma gibi yeni risk alanları yarattığını kaydetti.
“Sosyal medyanın kendini ifade etme adına sunduğu imkanlar paha biçilmez. Ancak bu alan, kendi başına akıp giden bir sel gibi bırakılamaz” diyen Duran, dijital mecraların da bir düzenlemeye, kurallara ihtiyacı olduğunun altını çizdi. Bu genişleyen dünyanın, her şeyin fütursuzca sergilendiği bir yer olarak görülmemesi gerektiğini ekledi.
Özellikle gençler için sosyal medyanın “tek tipleştirici” bir girdaba dönüşme riskine dikkat çeken Duran, bu platformların sunduğu özgürlüğün yanı sıra bu kritik yönünün de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti. “Sosyal medyanın özgürlük savunucuları dahi, bilgi, imge, moda ve kanaat alışverişinin algoritmalarla nasıl yönetildiğini açıkça anlatıyorlar” ifadesini kullandı.
“Dijitalizm, sosyal medya, yapay zeka; bunların hepsi hız, sınırsızlık ve kontrolsüzlük gibi kavramlarla karşımıza çıkıyor. Elbette ki bu alanların bir etiğe de ihtiyacı var” diyen Duran, dijital mecraların çocuk ve gençlerin toplumla doğrudan temas kurmasını sağlamasının, aynı zamanda onları etik tartışmaların merkezine oturttuğunu söyledi. Dezenformasyon, nefret söylemi, cinsiyetçi kodlar, sınıfsal adaletsizlik, teşhircilik ve çocuk gelişimine olumsuz etkiler gibi konularda evrensel ilkelere uzlaşmanın zorunlu olduğunu vurguladı.
Duran, kapitalist sistemin getirdiği “tıklanma” ve “etkileşim alma” kaygılarının zaman zaman etik sınırları aştığına ve ciddi sorunlara yol açtığına işaret etti. Ekran başında saatler geçiren gençlerin, hangi algoritmalarla, hangi şirketlerin ya da devletlerin çıkarları doğrultusunda yönlendirildiğinin farkında olmak gerektiğini belirtti. “Gençlerimizin mahremiyetine ve dijital egemenliğimize yönelik kampanyaların farkında olmadan yönlendiriliyor olmasını başıboş bırakamayız” dedi.
Dijitalleşmenin beraberinde getirdiği sosyal izolasyon ve dijital bağımlılık risklerine de değinen Duran, bu sorunları sadece dijital detoksla aşmanın mümkün olmadığını, çok daha derinlemesine bir yaklaşıma ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. Filtrelenmiş görüntüler, kusursuz hayat kurguları ve uç noktadaki içeriklerin, gençlerde yetersizlik duygusunu besleyerek dopamin temelli bir bağımlılığa yol açtığına dikkat çekti. Anksiyete ve depresyon gibi zihinsel yorgunlukların artışına vurgu yaptı.
Ruh sağlığı kırılganlıkları, dijital zorbalık, şiddet ve nefret dilinin dijital alana hakim olmasından duyulan rahatsızlığı dile getiren Duran, zararlı içeriklere erişimin kolaylaştığını ve kişisel verilerin kötüye kullanımına zemin hazırlandığını belirtti. Özellikle sanal bahis ve kumar içeriklerinin yaygınlaşmasının, kişisel bağımlılıkların ötesine geçerek aileleri yıkan, sosyal ilişkileri bozan ve hatta bireylerin hayatına mal olan olumsuzluklar ürettiğini vurguladı.
Duran, “Dijital dünyanın risklerine karşı korunma sadece çocuklarımız ve gençlerimiz için değil, tüm bireylerimiz için bir gerekliliktir. Bu bilinç, sorumlulukla örtüşmeli ve etikle donatılmalıdır” diyerek konunun toplumsal boyutuna dikkat çekti. Dijital dünyadan kopmanın mümkün olmadığını ancak bu dünyayı bizim yönetmemiz ve kontrolün bizde olması gerektiğini sözlerine ekledi.
İletişim Başkanı Duran, dijital dünyanın içinde kaybolmamak için kamusal bir sorumluluk mekanizması oluşturulması gerektiğinin altını çizdi. Bir baba ve akademisyen olarak, özgürlük ve güvenlik dengesinin sağlandığı bir dijital dünya için çok yönlü bir iş birliğinin kaçınılmaz olduğuna inandığını belirtti.
Devlet kurumlarından sivil toplum kuruluşlarına, akademisyenlerden bireylere kadar herkesin kapsamlı ve etkin bir iş birliğine ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Duran, dijital platformlara da önemli roller düştüğünü vurguladı. “Devletimizce oluşturulacak hukuki zemin, ailelerimizin ve çocukların farkındalık düzeyini artırması, dijital platformların ise daha fazla sorumluluk yüklenmesiyle gençlerimiz için güvenli bir dijital dünya inşa edebiliriz” dedi.
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dijital teknokültürün bilhassa gençlerin üzerindeki olumsuz etkilerini sadece topyekûn bir dayanışma ruhuyla engelleyebiliriz” sözlerini hatırlatarak, panelin bu amaca hizmet etmesini umduğunu dile getirdi.
Duran, sosyal medya sınamalarının sadece Türkiye’ye özgü olmadığını, tüm dünya için bir mücadele alanı haline geldiğini aktardı. Amerika’dan Çin’e, Avustralya’dan Almanya’ya kadar pek çok ülkede yaş doğrulama, ebeveyn onayı, algoritmik sorumluluk, kullanım sınırlamaları, dijital kimlik çözümlemeleri ve özellikle oyun içerik denetimleri gibi uygulamaların hayata geçirildiğini belirtti.
Türkiye’de de 5651 sayılı “İnternet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi” ve 6698 sayılı “Kişisel verilerin korunması kanunu” gibi mevcut yasal düzenlemelerin sosyal medya kullanıcılarını koruduğunu söyledi. Sosyal ağ sağlayıcılarının çocuklara yönelik ayrı hizmet sunma, reklam kütüphanesi oluşturma ve kriz planı hazırlama gibi yükümlülüklerinin de bulunduğunu ekledi.
Teknolojinin durmaksızın geliştiğini ve yeni sınamalar getirdiğini vurgulayan Duran, bu bağlamda ilgili bakanlıkların ve meclisin önemli çalışmalar yürüttüğünü hatırlattı. “Dijital Mecralarda Çocuklarımızı Bekleyen Tehdit ve Riskler” taslak raporunun kabul edilmesiyle, çocukları dijital risklerden korumak için kapsamlı önerilerin detaylı bir şekilde ele alındığını belirtti.
İletişim Başkanlığı olarak, çocukların ve ebeveynlerin medya okuryazarlık düzeyini yükseltme ve dijital risklere karşı farkındalıklarını artırma çalışmalarına tam destek verdiklerini ifade eden Duran, bu panelden de somut ve güzel sonuçlar çıkmasını diledi.
Halk Gazetesi, ülke gündemini objektif ve tarafsız bir bakış açısıyla takipçilerine ulaştırmayı amaçlayan, dijital haber platformudur. Okurlarına doğru, hızlı ve güvenilir bilgi sunma ilkesiyle, şeffaf ve sorumlu gazetecilik anlayışını benimsiyoruz.