Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “asrın felaketi” olarak anılan depremin ardından bölgede yaşananları, ilk anlardan itibaren yürütülen arama kurtarma, enkaz kaldırma ve kalıcı konutların inşası sürecini tüm samimiyetiyle anlattı. Endişelerin umuda dönüştüğü, devletin şefkatli elinin uzandığı bu destansı mücadele, nasıl bir ekip ruhuyla başarıldı? İşte o hikayenin detayları…
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Türkiye’nin yüreğini dağlayan 6 Şubat depremlerinin ardından bölgede yaşanan her anı, ilk şoktan kalıcı konutların temellerine uzanan zorlu süreci tüm detaylarıyla aktardı. Kurum, o karanlık geceden başlayıp, 11 ilde yürütülen eşzamanlı büyük inşa seferberliğinin bilinmeyen yönlerini ve yaşanan duygusal anları samimi bir dille paylaştı.
Bakan Kurum, depremin yaşandığı gece yarısı uykudan tarifsiz bir endişe ve korkuyla uyandıklarını anlattı. Yıkımın boyutlarını tam kestiremeseler de, bir an bile kaybetmeden hazırlanıp deprem bölgesine doğru yola çıktıklarını belirtti. Saatler ilerledikçe, gelen haberlerle felaketin büyüklüğünün, tüm dünyanın “asrın afeti” olarak nitelendirdiği bir boyut kazandığını anlamışlardı.
Kurum, süreci Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın baştan sona bizzat takip ettiğini vurguladı. İlk günlerde “Acaba bu yükün altından kalkılabilir mi?” endişesinin yaşandığını ancak güçlü bir koordinasyon ve sarsılmaz bir kararlılıkla bu kuşkuların zamanla umuda dönüştüğünü ifade etti. “En büyük desteği Sayın Cumhurbaşkanımız verdi bizlere. Bizi hiç yalnız bırakmadı. Hamdolsun o endişelerin yerini şimdi umuda bıraktık.” sözleriyle bu birlikteliğin önemini dile getirdi.
Deprem bölgesinde bir yandan soluksuz arama kurtarma çalışmaları devam ederken, diğer yandan da yeni yuvalar için projelendirme sürecinin eşzamanlı başlatıldığını aktaran Kurum, sahadaki olağanüstü koordinasyonun altını çizdi. “Antep’i bir üs yaptık, Antep’ten bütün 11 ilimize sürekli gidip geliyorduk.” sözleriyle adeta zamanla yarıştıklarını gözler önüne serdi.
İlk temellerin depremin sadece 15. gününde atılmasının, tüm süreçlerin mükemmel bir uyum içinde yürütülmesiyle mümkün olabildiğini belirtti. Önceki afetlerden edinilen tecrübelerin, bu devasa seferberlikte adeta bir yol haritası görevi gördüğünü ekledi.
11 ilde aynı anda yürütülen bu operasyonun, tam 3 bin 481 şantiye ve 174 ayrı inşa alanında hayat bulduğunu dile getiren Kurum, her ilin kendine özgü ihtiyaçlarına göre hareket edildiğini, ülkenin dört bir yanından gelen mimar ve mühendislerin de gönüllü olarak bu kutsal göreve omuz verdiğini söyledi. “Umudun olmadığı yerde, insanlar gelecekle ilgili hayal kuramıyor. Bizim de aslında en önemli işimiz orada umudu yeniden inşa etmekti.” diyerek asıl misyonlarını özetledi.
Depremin ilk günlerinde yapılan hasar tespitlerinin, yüz binlerce konutun ağır hasar görmüş olabileceği gerçeğini ortaya koyduğunu belirten Bakan Kurum, o gün Cumhurbaşkanı Erdoğan ile arasında geçen kritik diyaloğu şöyle aktardı:
“Sayın Cumhurbaşkanımızla görüştüğümüzde, o gün için işte ‘Efendim 500 bine yakın konut burada ağır hasar almış olur, nasıl hareket edelim?’ diye kendisiyle istişare ettiğimde, o bize şu talimatı verdi: ‘Murat, bu şehirleri kaldırırsak biz kaldırırız, yoksa bu şehirler yerle bir oldu, bir daha ayağa kalkamaz. Dolayısıyla biz daha önce ne yaptıysak aynısını yine bu depremde de her şehrimiz için yapalım.’ dediler.”
“86 milyonun kalbi, yüreği orada deprem bölgesiyle attı ve Cumhurbaşkanımızın oraya olan ilgisi, alakası bir an olsun eksilmedi, azalmadı.” diyen Kurum, tüm sürecin şeffaf ve adil bir yaklaşımla yürütülmesine özen gösterildiğinin altını çizdi. Depremde anne ve babasını yitiren bir bebeğin dahi hak sahibi olduğunu vurgulayarak, “Ailesini kaybetti ama devletimiz o yavrumuzu sahipsiz bırakmadı.” sözleriyle devletin şefkatli yüzünü anlattı.
Bölgedeki ihya ve inşa çalışmalarının dünyada eşine az rastlanır bir mücadele olduğunu dile getiren Kurum, “Hep birlikte inşa ettik. Umudun adı olduk, geleceğin adı olduk. Hep birlikte şehirlerimizi kalkındırdık. Ne mutlu bize, yani bu bizim için büyük bir gurur.” diyerek bu destansı çabanın haklı gururunu paylaştı.
Depremin ardından ortaya atılan çeşitli eleştiri ve iddialara rağmen çalışmaların hız kesmediğini belirten Bakan Kurum şunları ekledi:
“Üzüldük ama dikkate almadık. Tek motivasyonumuz, depremzede kardeşlerimiz bir saat, bir dakika daha erken evine girsin bakışıydı. Bu bakış önemliydi. Çünkü ben o işin koordine edeni olarak arkadaşlarıma bu motivasyonu vermek zorundaydım. Kendimizi konteynerde yaşayan, çadırda yaşayan depremzede vatandaşımızın yerine koyduk. Oradan da baktık, bu taraftan da baktık ve işin sonunda o söylenen yalanlara, iftiralara, o tezviratlara karşı işimizle, yaptığımız işlerle, eserlerle en büyük cevabı verdik.“
Halk Gazetesi, ülke gündemini objektif ve tarafsız bir bakış açısıyla takipçilerine ulaştırmayı amaçlayan, dijital haber platformudur. Okurlarına doğru, hızlı ve güvenilir bilgi sunma ilkesiyle, şeffaf ve sorumlu gazetecilik anlayışını benimsiyoruz.