İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, ABD halkına mektup yayımladı. Bölgedeki savaşın ABD’nin hangi çıkarına hizmet ettiğini sorguladı.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 1 Nisan 2026 tarihinde ABD halkına yönelik yayımladığı açık mektupta, ABD’nin bölgedeki askeri saldırganlığının kendi ulusal çıkarlarına hizmet etmediğini sorguladı. Pezeşkiyan, İran’ın hiçbir ülkenin halkıyla düşmanlığı bulunmadığını vurgularken, ABD-İsrail ortaklığıyla gelişen çatışmaların Amerikan halkı için ne fayda sağladığını açıkça dile getirdi. Bu mektup, Tahran yönetiminin bölgedeki gerilime karşı duruşunu ve meşru müdafaa hakkını ortaya koydu.
Pezeşkiyan mektubunda, “Bu savaş, Amerikan halkının tam olarak hangi çıkarlarına hizmet ediyor? Bir ülkeyi ‘taş devrine’ bombalamaktan övünmek, ABD’nin küresel itibarını daha da zedelemekten başka ne işe yarıyor? Bu güç gösterisi değil; stratejik bir şaşkınlık ve çözüm üretememe işareti” ifadelerini kullandı. Dünya genelinde çatışma ve etkileşim arasında bir yol ayrımında olunduğunu belirten Cumhurbaşkanı, bunun gelecek nesillerin kaderini şekillendireceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, İran’ın binlerce yıllık medeniyet tarihinde hiçbir zaman saldırganlık, yayılmacılık veya sömürgecilik yolunu seçmediğini belirtti. Ülkesinin sürekli işgal ve dış baskılara maruz kalmasına rağmen, hiçbir savaşı başlatan taraf olmadığını ancak saldırılara kararlılıkla karşılık verdiğini vurguladı. Halkının ABD, Avrupa ve komşu ülkeler dahil hiçbir ulusa karşı düşmanlık beslemediğini aktardı.
İran’ı bir tehdit olarak göstermenin tarihi gerçeklere uymadığını ifade eden Pezeşkiyan, bu algının siyasi ve ekonomik çıkarlar uğruna yaratıldığını savundu. ABD’nin askeri varlığını özellikle İran çevresinde yoğunlaştırdığını ve bu üslerden yapılan saldırıların tehditkar olduğunu dile getirdi. Tahran yönetiminin yaptığı misillemelerin meşru müdafaa kapsamında, ölçülü yanıtlar olduğunu ve savaş başlatma amacı taşımadığını ekledi.
Pezeşkiyan, İran ile ABD arasındaki ilişkilerin başlangıçta düşmanca olmadığını, ancak 1953’teki darbenin bir dönüm noktası olduğunu kaydetti. Bu darbenin İran’ın demokratik sürecini sekteye uğrattığını ve ABD politikalarına karşı derin bir güvensizlik tohumu ektiğini ifade etti. ABD’nin Şah rejimini desteklemesi, 1980’lerde Saddam Hüseyin’e verdiği destek, uygulanan yaptırımlar ve müzakereler sırasında yapılan askeri saldırılarla bu güvensizliğin daha da derinleştiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı, İran’a yönelik yaptırımların ve devam eden askeri saldırıların halk üzerindeki yıkıcı ve insanlık dışı etkisinin göz ardı edilemeyeceğini söyledi. Enerji ve sanayi tesislerine yapılan saldırıların doğrudan İran halkını hedef aldığını ve bunun bir savaş suçu olduğunu dile getirdi. Bu eylemlerin istikrarsızlık yarattığını, insani ve ekonomik maliyetleri artırdığını, kin tohumları ektiğini vurguladı.
Pezeşkiyan, ABD’nin bu saldırganlığa İsrail’in bir vekil gücü olarak girdiğini savundu. İsrail’in İran tehdidini uydurarak küresel dikkati Gazze Şeridi’nde Filistinlilere karşı işlediği suçlardan uzaklaştırmaya çalıştığını belirtti. İsrail’in gayrimeşru çıkarlarını kovalamak amacıyla ABD’yi savaşa sürüklediği yönündeki iddialarını yineledi.
“Önce Amerika” söyleminin ABD hükümetinin gerçek öncelikleri arasında olup olmadığını sorgulayan Pezeşkiyan, ABD halkını dezenformasyonun ötesine bakmaya davet etti. Dünya bugün çatışma ve etkileşim arasında bir yol ayrımında olduğunu, çatışma yolunun çok daha maliyetli ve anlamsız olduğunu, bu seçimin gelecek nesillerin geleceğini şekillendireceğini ifade etti.
Halk Gazetesi, ülke gündemini objektif ve tarafsız bir bakış açısıyla takipçilerine ulaştırmayı amaçlayan, dijital haber platformudur. Okurlarına doğru, hızlı ve güvenilir bilgi sunma ilkesiyle, şeffaf ve sorumlu gazetecilik anlayışını benimsiyoruz.