Gökbilimciler, yaklaşık 150 ışık yılı uzaklıkta, Dünya’ya çarpıcı şekilde benzeyen ancak dondurucu soğuklara sahip bir ‘egzoplanet’ adayı buldu. Kepler Uzay Teleskobu’nun verileriyle ortaya çıkan bu yeni dünya, adeta bir kozmik ‘kartopu’ gibi duruyor ve yaşam arayışlarına yeni bir soluk getiriyor.
Kozmik okyanusun derinliklerinde, bizden yaklaşık 150 ışık yılı ötede, Dünya’mızın sanki buz tutmuş bir ikizi varmış gibi. Gökbilimciler, uzun süredir emekli olan NASA’nın Kepler Uzay Teleskobu’ndan gelen verileri didik didik ederek, yapısal olarak gezegenimize oldukça yakın, fakat termal açıdan tamamen zıt bir ‘egzoplanet’ adayı keşfettiklerini duyurdu. Bu heyecan verici buluş, uzay meraklıları arasında büyük bir fısıltı rüzgarı estirdi.
Yeni keşfedilen bu uzak dünyada bir yıl, bizimkine şaşırtıcı derecede benziyor! HD-137010 b adı verilen bu gezegen, kendi yıldızı etrafındaki turunu tam 355 günde tamamlıyor. Yani kozmik takvimde neredeyse bizimle aynı ritmi tutturmuş. Ağırlık konusuna gelince, Dünya’mızdan sadece 1,2 kat daha ağır olması, onu ‘yakın bir akraba’ yapıyor.
Araştırmacılar, bu buzlu gezegenin kendi yıldızının ‘yaşanabilir bölgesi’ içinde yer alma ihtimalini %51 gibi dikkat çekici bir oranla hesapladılar. ‘Yaşanabilir bölge’ dediğimiz yer, adından da anlaşılacağı üzere, suyun sıvı halde bulunabileceği altın oran mesafesini ifade ediyor. Ancak gelin görün ki, HD-137010 b, yıldızından bizim Dünya’mızın aldığının üçte birinden daha az enerji alıyor. Bu da onun yüzey sıcaklığının -68 ile -85 santigrat derece arasında seyretmesine neden oluyor. Evet, yanlış duymadınız, bu Mars’tan bile daha soğuk bir tablo çiziyor!
Bilim insanları, HD-137010 b’nin muhtemelen tamamen buzullarla kaplı, dev bir “kartopu” evresinde olduğunu düşünüyorlar. Ama pes etmek yok! Eğer gezegenin atmosferinde yeterli miktarda karbondioksit (CO2) varsa, oluşacak güçlü bir sera etkisi, yüzey sıcaklıklarını yükselterek donmuş suları sıvı hale getirebilir. Unutmayalım ki, Dünya’mız da jeolojik tarihinde birçok kez benzer “kartopu” dönemleri yaşadı ve her seferinde yaşama kucak açmaya devam etti. Yani bu dondurucu ortam, yaşamın tamamen imkansız olduğu anlamına gelmiyor, sadece daha dirençli formlar gerektirebilir.
Elbette, bu keşfin tam anlamıyla kesinleşmesi için daha fazla gözlem ve detaylı analizler şart. Uzmanlar, bu tür Dünya benzeri gezegenleri tespit etme teknolojimizde önemli bir kilometre taşına ulaşıldığını vurguluyor. Gelecekteki gözlemler için Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) PLATO gibi yeni nesil teleskopları devreye girecek. Kim bilir, belki de bir gün bu uzak diyardaki sır perdesini tamamen aralayabiliriz.
Halk Gazetesi, ülke gündemini objektif ve tarafsız bir bakış açısıyla takipçilerine ulaştırmayı amaçlayan, dijital haber platformudur. Okurlarına doğru, hızlı ve güvenilir bilgi sunma ilkesiyle, şeffaf ve sorumlu gazetecilik anlayışını benimsiyoruz.