Amerika Birleşik Devletleri’nin milyarlarca dolarlık silah ve askeri teknoloji satışları, 2025’in son çeyreğinde Orta Doğu’dan Asya-Pasifik’e uzanan geniş bir coğrafyada küresel krizlerin ve jeopolitik gerilimlerin yaşandığı bölgelerde yoğunlaştı. Bu satışlar, sadece savunma kapasitesini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda alıcı ülkeleri ABD savunma sanayisine bağımlı hale getirme potansiyeli taşıyor.
Amerika Birleşik Devletleri, 2025’in son çeyreğinde adeta bir küresel savunma satranç tahtası kurdu. Savunma ve Dışişleri Bakanlıklarından sızan bilgilere göre, Orta Doğu’dan Asya-Pasifik’e, Avrupa’dan Afrika’ya uzanan geniş bir yelpazede, milyarlarca dolarlık silah ve askeri teknoloji transferine onay verildi. Bu satışlar, şaşırtıcı olmayan bir şekilde, dünyanın en sıcak jeopolitik fay hatları üzerinde yoğunlaştı.
Satış listesinde savaş uçakları, uzun menzilli füzeler, hava savunma sistemleri, insansız hava araçları ve karmaşık radar ağları gibi yüksek bedelli kalemler yer alıyor. Ancak mesele sadece teslimatla bitmiyor; bakım, eğitim, yazılım ve uzun vadeli teknik destek anlaşmalarıyla alıcı ülkeler, Amerikan savunma sanayisine yapısal bir bağımlılığın yörüngesine giriyor. Bu durum, “savaş ekonomisi” eleştirilerini yeniden alevlendirirken, ABD yönetimi ise bu adımların müttefiklerin savunma kabiliyetini pekiştirmeyi ve mevcut tehditlere karşı bir denge unsuru oluşturmayı hedeflediğini ileri sürüyor.
ABD’nin savunma portföyünü açtığı bölgelerin haritası, adeta küresel krizlerin ve jeopolitik gerilimlerin odak noktalarıyla birebir örtüşüyor. Bu durum, Washington’ın dış politikasının sadece diplomatik adımlarla değil, aynı zamanda sistematik bir silah tedarik zinciriyle de şekillendiği tartışmalarını güçlendiriyor.
Orta Doğu’ya yönelik silah tedarikleri, ABD’nin İran’ın nükleer kapasitesini dizginleme çabaları ile İsrail’in Gazze’deki operasyonları ve bölgedeki müttefikleriyle kurduğu karmaşık ilişkilerle doğrudan bağlantılı.
ABD yönetimi, 1 Mart 2025’te İsrail’e yaklaşık 3 milyar dolarlık devasa bir silah paketini onayladı. Bu paket, çok sayıda buldozer, bomba, çeşitli mühimmat ve askeri ekipmanı barındırıyordu. Yıl boyunca Tel Aviv’e yönelik destek kesintisiz sürdürüldü.
Dönemin ABD Başkanı Trump’ın 13-16 Mayıs 2025 tarihleri arasında gerçekleştirdiği Orta Doğu turu, bölgedeki savunma işbirlikleri için adeta bir milat oldu. Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile imzalanan anlaşmalar, dudak uçuklatan rakamlara ulaştı:
Washington, 2 Aralık 2025’te Suudi Arabistan’a tekrar yönelerek, UH-60 Black Hawk, AH-64 Apache, CH-47F Chinook gibi Amerikan yapımı helikopter filosu için yaklaşık 500 milyon dolarlık yedek parça ve onarım hizmeti ile yine 500 milyon dolar değerinde havacılık eğitimi satışına yeşil ışık yaktı.
Lübnan’a ise 6 Aralık 2025’te 90,5 milyon dolarlık orta sınıf taktik araçlar ve 16 Aralık 2025’te 34,5 milyon dolarlık M1151A1 yüksek hareket kabiliyetli çok amaçlı muharebe araçları ile ilgili ekipman satışları planlandı.
Asya-Pasifik bölgesi, Çin-Tayvan gerilimi, Kore Yarımadası’ndaki hassas denge, Hindistan-Pakistan arasındaki sürtüşmeler ve ABD’nin bölgesel caydırıcılık stratejileriyle şekillenen bir silahlanma yarışına sahne oluyor.
ABD, 13 Kasım 2025’te Tayvan’a 330 milyon dolarlık bir satış paketini onayladı. Bu paket, F-16 savaş jetleri, C-130 Herkül kargo uçakları ve çok rollü IDF savaş uçakları için yedek parça, tamir aparatları, sarf malzemeleri ve bakım hizmetlerini içeriyordu.
Sadece bir hafta sonra, 18 Aralık 2025’te, Tayvan’a değeri 10 milyar doları aşan füzeler ve insansız hava araçları (İHA) da dahil olmak üzere büyük bir silah satış paketi daha duyuruldu. Bu adımlar, Pekin’e karşı caydırıcılığı artırma amacı taşıyor.
20 Kasım 2025’te Hindistan’a, tahmini 45,7 milyon dolarlık Javelin Füze Sistemi ve 47,1 milyon dolarlık GPS güdümlü Excalibur top mermileri ile ilgili ekipman satışları kabul edildi.
Güney Kore’nin hava savunma kapasitesini güçlendirmek amacıyla 6 Aralık 2025’te 111,8 milyon dolarlık olası “GBU-39/B” tipi küçük ölçekli bomba ve ilgili ekipman satışına onay verildi.
Japonya ise 16 Aralık 2025’te 100,2 milyon dolarlık Aegis deniz muharebe sistemlerine yönelik teknolojik destek ve ilgili ekipman alımı için ABD’den onay aldı.
Avrupa kıtasında ise Rusya-Ukrayna savaşının yarattığı gerilim, NATO ülkelerinin savunma stoklarını tazeleme ve askeri kapasitelerini artırma zorunluluğunu ortaya çıkardı. Bu durum, ABD’den yapılan silah alımlarını ivmelendiren temel bir katalizör oldu.
ABD, yıl boyunca Ukrayna’ya askeri teçhizat ve silah satışını kararlılıkla sürdürdü. Bu, savaşın gidişatını etkileme çabasının somut bir göstergesiydi.
ABD’nin silah ticareti ağı, sadece kriz bölgeleriyle sınırlı kalmayıp, Amerika kıtası, Avustralya ve Afrika’daki stratejik ortakları da kapsıyor.
Bu satışlar, ABD’nin küresel savunma stratejisinin ne denli geniş bir coğrafyaya yayıldığını ve farklı bölgesel dinamiklere nasıl entegre olduğunu gözler önüne seriyor. Washington, müttefiklerini güçlendirme argümanıyla yola çıkarken, bu trilyonluk ticaretin uluslararası ilişkilerdeki yankıları uzun süre konuşulmaya devam edecek.
Halk Gazetesi, ülke gündemini objektif ve tarafsız bir bakış açısıyla takipçilerine ulaştırmayı amaçlayan, dijital haber platformudur. Okurlarına doğru, hızlı ve güvenilir bilgi sunma ilkesiyle, şeffaf ve sorumlu gazetecilik anlayışını benimsiyoruz.