Asrın felaketinde ağır yara alan Hatay’ın simgesi Habib-i Neccar Camii, büyük bir titizlikle aslına uygun olarak ihya edildi. İmam Fethullah Uğraş’ın yürek burkan ve umut dolu hikayesiyle bu kutsal mekan, Antakya’ya yeniden hayat veriyor.
Asrın felaketinin en acı izlerini taşıyan Hatay, binlerce canıyla birlikte tarihini de enkaz altında bıraktı. Üç semavi din için kutsal sayılan bu kadim şehirde, yıkımın sembollerinden biri de Anadolu’nun ilk camisi olan Habib-i Neccar Camii idi.
6 Şubat 2023 depremlerinde yerle bir olan, Yasin Suresi’nde adı anılan Habib-i Neccar Hazretleri’nin türbesini dahi enkaz yığınına dönüştüren bu yapı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarıyla başlatılan “Asrın İnşa Seferberliği” kapsamında tekrar hayata döndü. Hatay’da 153 binden fazla ev ve iş yerinin yanı sıra, şehrin kimliğini oluşturan Habib-i Neccar Camii, Tarihi Uzun Çarşı, Hükümet Konağı gibi simge yapılar da yeniden inşa ve ihya edildi.
Bu kadim mabedin yeniden inşasını üstlenen şehir, Hz. Mevlana’nın şehri Konya oldu. Konya Büyükşehir Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile el ele vererek, enkazdan toplanan taşlarla, caminin her bir metrekaresini büyük bir hassasiyet ve aslına sadakatle yeniden nakşetti. İnce işçilikle bezeli bu yeniden doğuş hikayesi, tam 1055 gün sonra, 27 Aralık 2025’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı cuma namazıyla taçlandı. Habib-i Neccar Camii, yeniden ibadete açıldı.
Dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, caminin yeniden açılışında yaşanan duygusal anları, 28 yıldır Habib-i Neccar Camii’nde görev yapan İmam Fethullah Uğraş’ın sözleriyle pekiştirdi. Bakan Kurum, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Evimi değil, camimi merak ettim” diyen İmam Uğraş’ın hislerine tercüman olarak şunları söyledi: “Çünkü Habib-i Neccar Antakya’nın kalbiydi. Çok şükür yeniden ibadete açıldı. Hatıralar, dualar ve umutlar eskisi gibi yine bu kubbenin altında buluşuyor.”
Kendisinin de Antakyalı olan 56 yaşındaki İmam Fethullah Uğraş’ın hikayesi, depremin sadece binaları değil, insan ruhunda açtığı derin yaraları ve ardından gelen dirilişi gözler önüne seriyor. Cebrail Mahallesi’ndeki evi yıkılan ve eşiyle birlikte 5 saat enkaz altında kalan Uğraş, memleketi Akçaova Köyü’nde tam 38 yakınını kaybetmenin acısını yaşadı.
Ankara’daki tedavisinin ardından Antakya’ya dönen İmam Uğraş, duygularını şöyle dile getirdi: “Hatay’da 1200 tane imamdan bir tanesiyim. 37 yıldır imamlık yapıyorum. Ama beni ayrıcalıklı kılan Habib-i Neccar Camii’nde, Habib-i Neccar Hazretleri’nin gölgesinde hizmet etmek. Anadolu’da yapılmış ilk cami. Adına yapılan insan Cenab-ı Hakk’ın Kur’an’da övdüğü, Peygamber Efendimizin hadislerinde onun lisanında övgüye mazhar olmuş bir zatın adını taşıyor. Hatay’ın en kıymetli varlığı Habib-i Neccar Hazretleri’dir, Habib-i Neccar Camii’dir. Dolayısıyla en kıymetli varlığını kaybedenin duygularını yaşadık.”
Caminin enkazını gördüğü ilk anı, yüreklere dokunan sözlerle anlatan Uğraş: “Tüm Antakyalılar olarak Habib-i Neccar Camii’nin enkazını görmek bizim için tarifi olmayan büyük bir acıydı. Kendi evimizden hiç bahsetmedik, benim evim de yıkıldı ama Habib-i Neccar Camii kadar evimi merak etmedim desem yeridir. Yani Antakya’yı bir insana benzetirsek; Habib-i Neccar Hazretleri o insanın kalbidir. Cami enkazını gördüğünde insanlar kalbi durmuş bir insanı gördü. Şu an camiyi ayakta gördüklerinde ise yeniden hayata dönmüş bir insanı görüyorlar.”
Ankara’daki tedavi sürecinde dahi memleketine dönme umudunu yitirmeyen İmam Uğraş, o günlerde bir muhabire verdiği sözü hatırlatıyor: “Çok kısa zamanda Antakya inşallah yeniden ayağa kalkacak ve hepimiz Antakya’ya döneceğiz. Dediğim gibi de oldu elhamdülillah.“
Caminin inşa sürecinden unutamadığı bir anıyı paylaşan Uğraş: “İnşaat halindeyken geldiğimde işçiler beni görünce ‘hocam bir namaz kılalım avluda birlikte’ dedi. Birlikte avluda namaz kıldık. Yani bunlar tarifi olmayan duygular. Sonra minarenin metre metre yükseldiğine şahitlik ettik. Her bir aşaması ayrı bir heyecandı tabii… İhya edildi ve bunun da Antakyalı için değeri çok büyük.”
Yeniden ibadete açılan caminin vatandaşlardan yoğun ilgi gördüğünü belirten İmam Uğraş, bu sevincin içinde bir hüzün barındırdığını da vurguluyor. Gözleri dolarak, depremde hayatını kaybeden eski cemaatini anıyor: “Cemaatimiz olan insanların birçoğu depremde rahmetli oldular. Deprem şehidi oldular. Yani caminin ilerlemesinden mutlu oluyorduk ama şu an bile gözümüz o göremediğimiz insanları, depremde şehitlerini arıyor. Kelimeler bazen duygularınızı ifade etmiyor; diliniz duygularınıza tercüman olamıyor; aslında şu anda onu yaşıyorum ben. Buna rağmen cemaatimiz 6 Şubat öncesinden daha fazla diyeyim, gerisini siz anlayın. Aşırı ilgi gösteriyorlar. Ağlayanı mı dersin, boynumuza sarılanı mı dersin.”
Büyük bir şevkle görevine devam edeceğini dile getiren İmam Uğraş, Antakyalıların bu yeniden doğuşa yürekten inandığını belirtiyor: “Habib-i Neccar’ın böyle dimdik ayakta olduğunu, yeniden ihya olduğunu gören her bir Antakyalı, Antakya’nın yeniden hayata döndüğüne artık kalben, ruhen, bütün zerreleriyle inanıyor. Habib-i Neccar’ın torunları olarak Hazreti Mevlana’nın torunlarına sonsuz müteşekkiriz.” Hatay Valisi Mustafa Masatlı da caminin eskisinden daha sağlam ve çarşısı, kütüphanesiyle bir külliye olarak hizmet verdiğini ekleyerek, bu yeniden doğuşun kapsamlı bir iyileşme olduğunu vurguladı.
Halk Gazetesi, ülke gündemini objektif ve tarafsız bir bakış açısıyla takipçilerine ulaştırmayı amaçlayan, dijital haber platformudur. Okurlarına doğru, hızlı ve güvenilir bilgi sunma ilkesiyle, şeffaf ve sorumlu gazetecilik anlayışını benimsiyoruz.