Belçika Başbakanı De Wever, Davos’ta yaptığı açıklamalarla ABD’nin Avrupa’ya karşı tutumuna sert tepki gösterdi. Özellikle Danimarka örneğini vererek Washington’ı “aç bir tırtıla” benzetirken, Avrupalı liderlerin “artık yeter” noktasına geldiğini vurguladı. Bu çıkışın ardında Trump’ın Grönland politikası yatıyor.
İsviçre’nin gözde kış merkezi Davos, bu kez sadece ekonomik zirvelere değil, aynı zamanda diplomatik gerilimlere de sahne oldu. Belçika Başbakanı De Wever’in Davos’ta gazetecilere yaptığı açıklamalar, Atlantik ötesi ilişkilerde yeni bir çatlağın habercisi gibiydi.
De Wever, ABD ile olan ilişkilerde “tatlı sözlerle ikna etme” stratejisinin yavaş yavaş miadını doldurduğuna dikkat çekti. ABD’nin en yakın müttefiklerinden Danimarka’ya yönelik tutumunu ise şaşkınlıkla karşıladığını ifade etti. Danimarka, ABD’den en fazla askeri teçhizat temin eden ve Afganistan’da dahi omuz omuza mücadele veren bir ortakken, Washington’ın bu müttefikine karşı sergilediği davranış biçimi derin bir hayal kırıklığına yol açmış durumda.
De Wever, “Danimarkalılara bu şekilde muamele edildiğinde ve NATO ülkeleri tehdit edildiğinde, insan tatlı dille konuşmanın ve yatıştırma politikasının ters teptiğine inanmaya başlıyor,” sözleriyle Avrupa’daki genel rahatsızlığı dile getirdi.
Belçika Başbakanı, Amerika Birleşik Devletleri’nin jeopolitik iştahını çarpıcı bir metaforla anlattı: “ABD’yi çok aç bir tırtıla benzetti. Ne verirseniz verin, karşılığında sadece daha fazla jeopolitik iştah ortaya çıkıyor.” Bu benzetme, Washington’ın uluslararası arenadaki doymak bilmez taleplerine ve Avrupa’nın bu duruma artık nasıl baktığına dair net bir mesaj niteliğindeydi.
Avrupa’nın bu duruma nasıl bir nihai tepki vereceği konusunda henüz net bir öngörüsü olmadığını belirten De Wever, Belçika’nın mütevazı bir ülke olduğunu vurguladı. Ancak, yaptığı ikili görüşmelerden edindiği izlenimin çok belirgin olduğunu dile getirerek, “Avrupalı meslektaşlarımla artık yeter noktasına ulaştık,” dedi. Bu ifade, kıtadaki birçok liderin ortak hissiyatını perçinleyen bir çıkış oldu. Avrupa’nın artık Washington’ın tek taraflı kararlarına pasif kalmayacağının sinyalleri veriliyor.
De Wever’in bu sert çıkışlarının arka planında, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı satın alma yönündeki akıl almaz talepleri ve sonrasındaki gelişmeler yatıyor. Trump, ülkesinin “ulusal güvenlik amacıyla Grönland’a ihtiyacı olduğunu” ve bunun “Altın Kubbe için hayati önem taşıdığını” defalarca dile getirmişti. Ancak, Danimarka Krallığı’na bağlı özerk bölge Grönland, ABD’den gelen egemenlik devri yaklaşımlarını kararlılıkla reddetmişti.
ABD, Danimarka ve Grönland dışişleri bakanları arasındaki görüşmelerden de temel anlaşmazlıklar giderilememiş, Washington’ın Grönland’ı “ele geçirme arzusu” açıkça ortaya konmuştu. Danimarka, bu duruma karşılık olarak müttefikleriyle birlikte bölgedeki askeri işbirliğini artırma çağrısı yapmış, Avrupa ülkeleri de küçük askeri birlikler ve subaylarını Grönland’a göndereceklerini açıklamıştı.
İşte bu noktada Trump’tan fütursuz bir hamle geldi: Grönland ile ilgili tartışmalarda dünya barışının tehlikede olduğunu iddia ederek, ABD’nin Grönland’ı almasına karşı çıkan Danimarka, Norveç, İsveç, Fransa, Almanya, İngiltere, Hollanda ve Finlandiya’ya gümrük vergileri getireceğini duyurdu. 1 Şubat’tan itibaren %10, 1 Haziran’dan sonra ise %25’e çıkacak bu vergilerin, Grönland’ın tamamen satın alınmasıyla ilgili bir anlaşmaya varılana kadar uygulanacağı belirtilmişti. Bu ticaret tehditleri, Avrupa’nın sabrını taşıran son damlalardan biri oldu.
De Wever, Davos’ta Belçika Kralı ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile birlikte ABD Başkanı Donald Trump’la bir araya gelme ihtimallerine ilişkin ise “Bu özel bir an olur,” yorumunu yaptı. Belki de bu olası görüşme, iki taraf arasındaki buzları eritmek için bir fırsat sunabilir; ya da tam tersi, gerilimi daha da tırmandırabilir.
Halk Gazetesi, ülke gündemini objektif ve tarafsız bir bakış açısıyla takipçilerine ulaştırmayı amaçlayan, dijital haber platformudur. Okurlarına doğru, hızlı ve güvenilir bilgi sunma ilkesiyle, şeffaf ve sorumlu gazetecilik anlayışını benimsiyoruz.